Ağız ve Dişler Konuşmayı Nasıl Etkiliyor?
Düzgün konuşmada dişlerin önemli bir rolü olduğunu belirten Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, dişler, çene kemikleri, diş etleri, dil ve damağın konuşmayla ilgili görevleri bir bütün olarak yürüttüğünü söyledi. Dişlerimizin, sayı ve durumuna bağlı olarak istenen sesi çıkarmamızı sağladığının altını çizen Dr. Kışlaoğlu, ‘’Takma dişleri olanların dişlerini çıkardığında çektiği konuşma zorluğunu düşünürsek dişlerin konuşmadaki rolünü kavramamız zor olmayacaktır’’ dedi.

Dr. Çağdaş Kışlaoğlu dişlerin konuşmadaki önemini şu örneklerle aktardı; ‘’De ve Te sesleri dil ucunun, üst kesicilerin damak tarafındaki eğiminden destek almasıyla, Fe ve Ve sesleri ise alt dudağın, üst kesicilerin kesici uçlarına temas etmesiyle çıkar. Se sesi biraz karışık bir işlem gerektirir. Alt ve üst kesiciler birbiriyle temas halindeyken dilin, azıların dil tarafındaki yüzeyinden destek alması ve dil ucunun da (kesiciler arasında bir oluk yapıp) hava borusu oluşturmasıyla gerçekleşir. Şe ve Je sesleri de buna benzer bir işlemle gerçekleşir fakat bu sırada dil ucu göreve katılmaz’’
Bebekler ve Çocuklarda Bunlara Dikkat!
Tedavi edilmeyen süt dişi çürüklerinin ileride diş çarpıklığı, çene gelişiminde bozukluk ve genel sağlık problemlerini tetiklediğini belirten Dr. Kışlaoğlu, bu sorunların, çocuğun ergenlik ve yetişkinlik döneminde konuşma problemleriyle karşı karşıya kalmasına neden olabileceğini söyledi. 

‘’Çocuklarda dişlerin zarar gördüğü kazalarda zaman kaybetmeden müdahalede bulunulması ileride oluşabilecek bozuklukları engeller’’ diyen Kışlaoğlu, diş gıcırdatma, parmak emme gibi alışkanlıklar ve emzik, biberon, diş kaşıyıcı gibi malzemelerin oluşturabileceği yapısal bozuklukları da ihmal etmemek gerektiğini vurguladı.

Diş ve Çene Problemlerinde Ortodontiden Faydalanın

Konuşmayı etkileyen diğer bir etkenin de ortodontik problemler denilen, çenesel uyumsuzluk veya dişsel bozukluklar olduğunu ifade eden Dr. Kışlaoğlu, ortodontinin çapraşık dişlerin düzeltilmesi, diş, çene ve yüzdeki uyumsuzlukların giderilmesi ile ilgilenen bir bilim dalı olduğunu belirtti.

Ortodontistlerin, çene kemiği ve dişlerimizin doğru yerde ve doğru konumda yerleşmesini sağladığını açıklayan Kışlaoğlu, sözlerini ‘’Dişlerdeki çapraşıklıkların düzeltilmesi ile önemli bir estetik kazanım ve konuşma kolaylığı sağlandığı gibi, bu işlemin ağız ve diş sağlığına da birçok faydası vardır. Çapraşıklıkların giderilmesi ile bu bölgelerin daha kolay ve etkili temizlenmesi sağlanır, böylece çürük ve diş eti hastalıklarının önüne geçilmiş olur. Ayrıca dişlerin ve çenelerin kapanışı düzeleceği için kullandığımız kelime ve harflerin telaffuzu daha net sağlanır’’ şeklinde tamamladı.


Diş Hekimi ve Protez Uzmanı
Çağdaş Kışlaoğlu

 

 

 

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE İŞTAHSIZLIK

1. Okul öncesi dönemin en önemli özelliği daha önceki ve sonraki yaş gruplarına oranla büyümenin nispeten daha yavaş olmasıdır. Adeta geçici bir durgunluk dönemi denilebilir. Çocuk boy uzunluğu ve vücut ağırlığı artışı göstermeye devam eder, ancak hızı azalmıştır. Bu nedenle de, bu dönemde yeterli ve dengeli beslenemeyen çocuk anne-babanın dikkatinden kaçabilir. Yetersiz kilo artışı ve boy uzaması gerçekleştiği durumda bile dikkati çekmeyebilir. Ancak unutulmamalıdır ki, bu yaş grubu çocuklar da büyümeye devam ederler, etmelidirler.

 

2. Beslenme becerileri büyük ölçüde gelişmiştir. Bu yaş grubunda hemen her çocuk, sıvı-yarı katı ve katı besinleri sorunsuz tüketebilir hale gelmiştir. Ancak yine de pek çok çocukta söz konusu beslenme becerilerinin hala geliştirilmeye ihtiyacı vardır. Bunun için uygun besinlerle becerilerin geliştirilmesi desteklenmelidir.

 

3. Çocuğun bağımsızlığını ilan etmesi, kendi iradesini yaşamak arzusu çok dikkat çekicidir. Bu amaçla sevdiği-sevmediği yiyecekleri belirleme ve kabul ettirme dönemidir. Anne-baba çocuğun tercihlerine saygı duymakla birlikte, uygun zaman aralıklarıyla yeni besinleri teklif etmeli, çocuğun yeni besinleri denemesini sağlamalıdır. Burada baskı yapılmamalı, bu süreç doğal ortamlarda gerçekleştirilmelidir.

 

4. Bu yaş grubu çocukların bir diğer özelliği de öğrenmeye çok yatkın oluşlarıdır. Ancak, bu istek genellikle başkalarının davranışlarını izleme ve taklit etme özelliği taşır. Bu nedenle, çocuk olumlu etkilere açık olduğu kadar olumsuz etkilere de açıktır.

 

5. Erişkinlerin beslenme davranışlarını kopya etmeyi sever. Bu özellik olumlu yönde kullanılmalıdır.

 

6. Beslenme becerileri gelişmiş olsa da, sofra düzenin benimsetilebilmesi de bu yaş grubunun özelliğidir. Bu nedenle öğün saatlerinde aile ile birlikte sofraya oturmalı, beslenmenin sosyal ve kültürel niteliklerini öğrenmesi için gayret edilmelidir.

 

ARAŞTIRMALAR DİYOR Kİ...

Yapılan bir araştırmada okul öncesi yaş grubu çocuklarının beslenme davranışları incelenmiş, aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır:

1. Büyük bir kısmı günde 3 öğün beslenmeyi sürdürebilmektedir. Boy uzunlukları ve vücut ağırlıkları normal sınırlarda ise sakınca yoktur.

2. Bir kısmı öğün aralarında da ara öğün olarak bazı yiyecekleri tüketebilir. Eğer ara öğünde yedikleri ana öğünde besin tüketimini olumsuz etkiliyorsa kaldırılabilir.

3. Bir kısmı süte aşırı düşkünlük gösterirken, bir kısmı da süt ve süt ürünlerini yemeği reddeder. Bu durumda süt grubunda yer alan yiyeceklerden daha kolay tükettiği tercih edilmelidir. Bir diğer yaklaşım da sütü başka yiyeceklerin içinde tüketmesini sağlamaktır. Sütlü çorbalar ve sütlü tatlılar, dondurma bu amaçla kullanılabilir.

4. Ekmek yeme oranı oldukça düşüktür. Pilav, makarna, börek gibi ekmek değişimleri veya hamburger, pizza ve pide gibi ekmek içeren yiyeceklerin önerilmesi söz konusu olabilir.

5. Abur-cubur adı verilen yiyecek gruplarıyla tanışmışlardır ve tercih ederler. Belirli disiplin içinde ve özellikle de yemek sonrasında az miktarda yiyebilirler.

6. Fast-food grubuyla da bu yaş grubunda tanışırlar. Belirli disiplin içinde yemelerinde sakınca yoktur.

7. Tek yönlü şeker tüketimi eğilimleri çok belirgindir. Gerek besin değeri gerek diş sağlığı açısından tercih edilmez.

 

ANNE BABALARA ÖNERİLER

- Her öğün için makul bir süre belirleyin.

- Öğün kuralları oluşturun.

- Daima az-makul miktarda porsiyonlar verin.

- Sofradaki sohbet edin ve buna çocuğunuzu da dahil edin.

- Masadaki davranışlarını sık sık övün.

- Belirlenen kuralların üçüncü defa bozulması durumunda kuralları tekrar belirleyin.

- Süre bitiminde yemeği sonlandırın.

- Son yemeğini bitirmezse, tatlı ve kola vermeyin.

 

 

 

 

 


Çocuk Sağlığı Konusunda Doğru Bilinen Yanlışlar!

 

Çocuk sağlığı konusunda doğru bilinen yanlışları Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Beril Bayrak anlatıyor.


1- Üşütmek ya da rüzgarda kalmak hastalığa neden olur. Soğuk algınlığı dediğimiz şey aslında virüsler nedeniyle meydana gelir. Çocukların üşümesiyle, rüzgarda kalmalarıyla bir ilgisi yoktur. Böyle olsaydı soğuk iklimlerde çocuklar daha çok hastalanırlardı oysaki bu doğru değildir. Kışın çocuklar daha fazla hasta olurlar çünkü virüsler daha iyi ürer. Ayrıca insanlar hep iç mekanda olduğu için hastalık bulaşması da daha kolay olur.


2- Boğazı ağrıyan dondurma yememeli. Boğaz enfeksiyonunun dondurma ile hiçbir ilgisi yoktur. Dondurma ya da başka soğuk şeyler yemek ya da içmek boğaz ağrısına ya da boğaz enfeksiyonuna sebep olmaz ve olan boğaz ağrısını kötüleştirmezler.


3- Soğuk algınlığında koruyucu antibiyotik verirsek ilerlemesini engelleriz. Bu doğru değildir. Virüse bağlı enfeksiyonlarda antibiyotikler işe yaramaz ve hatta dirençli enfeksiyon gelişmesine zemin hazırlayabilirler. Antibiyotikler ancak bakteri enfeksiyonuna karşı etkilidirler.


4- Hasta çocuklar evden dışarı çıkmamalıdır. Çocuklar hastayken bile açık hava almalarında fayda vardır.


5- Burun yeşil aktığında antibiyotik verilmelidir. Virüslere bağlı burun akıntısı da hatta bazen allerjiye bağlı burun akıntısı da zaman zaman yeşil renk olabilir. Sinüs enfeksiyonu tanısı konursa ancak antibiyotik gerekecektir.


6- Ateşi olan çocuğu giydirmek gerekir. Aslında ateşi olan çocuğun mümkünse beziyle yatması gerekir. Giydirmek çocukların ateşini yükseltir.


7- Ateşli çocuğu sirkeli suyla silmek iyi gelir. Sirke, alkol, aspirin gibi şeyler ciltteki suyu çekerek sıvı kaybına neden olabilirler ve doğru değildir.


8- Hasta çocuk yıkanmaz. Aslında banyo yapmak hasta çocukları çok rahatlatır ve banyodaki buhar burun tıkanıklığı ve öksürük gibi belirtilere iyi gelir.


9- Çocuğun bronşları doluysa, öksürüyorsa süt içirmemeli. Aslında sütün solunum sistemindeki ifrazatla hiçbir ilişkisi yoktur. Süt hem sıvı hem de besleyici olduğundan hasta çocuk için iyi bir besindir.

 

 

 

 

ANNE BABALAR! YEMEK YERKEN MİMİKLERİNİZE DİKKAT EDİN..

Her ebeveyn çocuğunun yemek konusunda kusursuz olmasını ister. İştahı yerinde, yemek ayrımı yapmayan, besleyici yemekleri yiyen ve bunları gerçekten seven çocukları olsun ister. Ama bir gerçek vardır ki çocuklar, özellikle de okul öncesi dönemdeki çocuklar, yemek seçerler. Fakat anne ve babanın çocuklarının daha bebeklik döneminden itibaren takındıkları beslenme düzeni hakkındaki tutum ve davranışları çocuklarının sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmasını sağlayabilir. Nasıl mı? Gelin hep beraber öğrenelim.

 

Okul öncesi dönem çocuklarının bir numaralı özellikleri taklitçi olmalarıdır. Yaşamlarında model olarak gördükleri kişileri direkt olarak taklit ederler. Bu kişiler genellikle kız çocukları için abla ya da anne iken erkek çocukları için de abi ya da baba olur. Zaman içinde de model olarak gördükleri kişileri yemek sofrasında taklit etmeye başlarlar. Bu konuda özellikle de ebeveynlerin mimiklerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Yapılan çalışmalara göre bebekler daha yaşamın ilk aylarında bile karşısındaki kişinin mimiklerini taklit edebiliyor. Bunun çocuğunuzun daha bebeklik dönemlerinden itibaren beslenmeye, sofraya, farklı besinlere ilgisini çekmeli, bunu yaparken de hem mimiklerimize hem de kurduğumuz cümlelere dikkat etmeliyiz. Bir sebze yemeğini gördüğünde yüzünü buruşturan bir babası olan çocuğun da o yemeğe karşı belli bir süre sonra tepki oluşturduğu bilinmektedir. Peki, çocuklarda doğru beslenme bilincini oluşturmak için ne yapmalıyız?

 

-Kahvaltı en önemli öğünümüzdür. Bunu çocuklara öğretmemiz gerekir. Bunun için evde sabah uyanıldığında anne ve babanın kahvaltı sofrasına ilgisinin olması zaman içinde çocuğun kahvaltının gerçekten önemli olduğunu öğrenmesini sağlayacaktır.

 

-Yemekleri yerken güzel cümleler kurun. Örneğin “yumurta bizim için çok önemli bir besindir. Hayvansal kaynaklı olduğundan çok besleyicidir. Ayrıca ııımmmm çok lezzetli” gibi bir cümle kurmak çocuğunuzun yumurtaya karşı bakışını etkileyecektir.

 

-Yemek yerken yemeğin çok lezzetli olduğunu ve oldukça da faydalı olduğunu belli edecek mimik hareketleri yapın. Çocuğunuz belli bir süre sonra sizi taklit edecektir.

 

-Çocuğunuz bir yemeği yemiyor ya da sevmiyorsa belli aralıklar ile o yemeği yapın ve borcam içine koyarak sofraya getirin. Örneğin karnabahar yemeğini sevmeyen bir çocuğunuz var ise haftada 1 defa karnabahar yapın ve karnabahara alternatif 1 adet daha yemeğiniz olsun. Akşam yemeğinde sofraya karnabahar yemeğini getirin ve eşiniz ile kendinize karnabahar yemeği koyun. Çocuğunuza da teklif edin ancak büyük ihtimalle istemeyecektir. Asla ısrar etmeyin. Ona diğer yemekten koyun ve siz yemeğinizi yerken hem mimikleriniz ile hem de sözlerinizle yemeğin çok lezzetli olduğunu belli edin. Bir sonraki hafta yine haftada 1 gün karnabahar yemeği yapın ve aynı yolu izleyin. Çocuğunuzun belli bir süre sonra karnabahar yemeğinin tadını merak ettiğini fark edeceksiniz.

 

-Yemek yeme seanslarında çocuklarınızla asla inatlaşmayın. Unutmayın onların inadı sizinkinden üstündür ve inatlaşırsanız siz kaybedersiniz.

 

İşte bu şekilde birkaç stratejik davranış ile çocukların besinler hakkındaki düşüncelerini değiştirebiliriz. Kurulacak cümleler ve yapılacak mimikler ile çok daha sağlıklı beslenmeyi artık kendisi isteyen bir çocuğunuz olacaktır.

 

Sağlıkla geçirilecek hayatlar dileğiyle…

 

Başak Demirhan

 

 

 

 

ÇOCUKLARA ABUR CUBUR OLARAK MEYVE VE ÇEREZ YEDİRİLMELİ

Bütün çocuklar abur cubur yemeyi sever. Eline para alıp bakkala gitmeyi öğrendiği andan itibaren bisküvi, çikolata, şeker, sakız, cips gibi yiyecekleri almak ister. Biraz büyüyünce fast food restoranlarda hamburger yemeye, okul kantinlerinde tost, kızarmış patates, ketçap mayonez katkılı ekmek arası köfte ile beslenmeyi, evdeki sağlıklı sebze yemeği ve meyvelere tercih etmeye başlar. Çocuklarınızın hem atıştırma, abur cubur yeme hevesini gidermek hem de sağlıklı beslenmelerini sağlamak için bir önerimiz var: Evinize bisküvi, çikolata, şekerleme yerine taze ve kuru meyveler ile çerez alın ve ailece tüketmeyi alışkanlık haline getirin. Kurutulmuş meyveler iyi bir A vitamini kaynağı. Kanser riskini azaltan antioksidanlar açısından zengin, hücresel bağışıklığı artırıcı, sindirim sistemi hastalıklarını önleyici, kabızlığı engelleyici vb. gibi pek çok yararı var. Kurutulan meyvelerin mineraller ve özellikle demir yönünden zengin olduğunu belirten Acıbadem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatoş Özcan, dolayısıyla kan yapımında ve özellikle egzersiz yapanlarda kaybedilen enerji ile terle atılan minerallerin yerine acilen konulmasında etkin olduğunu ifade ediyor. Kuru meyvelerin enerji değerinin yüksek olduğuna dikkat çeken Özcan, `Kurutulan meyvenin şeker oranı artar, damak tadı lezzetli hale gelir. Bu nedenle yağlı ve çok şerbetli hamur tatlılarının, yağ oksidasyonu nedeniyle yüksek kanser riski taşıyan cipslerin, kremalı-çikolatalı bisküvilerin ve aşırı yenen çikolatanın yerine tercih edilebilir. Komposto ve hoşaf olarak da tüketilebilen kuru meyvelerin temiz, renkleri bozulmamış, yumuşamamış olanları çerez olarak yenilebilir.` diyor. Yemeklerimize lezzet katan ve çerez olarak yenilen kuru yemişler de B vitaminleri, protein, yağ ve mineralce zengin olmalarının yanı sıra içerdikleri doymamış yağ, E vitamini, Mg ve flavanoidler ile kalp-damar hastalığı ve kanser riskini azaltıyor. Fatoş Özcan, kuruyemişlerin özellikle çocukların ve ağır işte çalışan enerjisi ve mineral ihtiyacı fazla kişilerin diyetinde yer alması gerektiğini söylüyor. Kuruyemişlerin ezmeleri kahvaltılık olarak kullanılabilir. Meyve, sütlü ve hamur tatlılarla birlikte aroması güzel, lezzetli alternatif besinler yapılabilir: Sucuklu ceviz, cevizli-kayısılı-üzümlü kek, cevizli-mısırlı salatalar, kuruyemişle süslenmiş sütlü tatlılar vb. Meyveler, içerdikleri vitamin (özellikle C ve A) ve mineral deposu ile sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazlarından. Meyvelerin besin değerleri kadar içeriğindeki asit ve şekerden dolayı iştah artırıcı özellikleri de var. Fatoş Özcan, vitamin hapları yerine günlük beslenmede özellikle taze sebze ve meyvelerden en az 5 porsiyon bulundurmanın, hastalıklara karşı direnci artırmanın yanı sıra posa içeriği ile kalp-damar hastalıkları, kanser, kabızlık gibi sindirim sistemi hastalıkları riskini de azalttığını belirtiyor. Doğru beslenme çocukluktan itibaren aile içinde öğreniliyor. Anne-babalar küçükken çocuklarına doğru beslenmeyi aile içersinde bizzat kendileri de uygulayarak çocuklara öğretmeli. Çocukların fast-food beslenme istekleri yönlendirilmeli. Anneler ekmek arası, hamburger büyüklüğündeki köfteleri mayonez, turşu, ketçap ile servis edebilir. Bunlar, ayran veya taze meyve suyu ile yedirilirse daha sağlıklı ve ucuz tüketim sağlanır. Aile örnek olmalı Çocuklara her şeyden önce abur cuburun zararları anlatılmalı. Günlük alınması gereken besin öğeleri ana yemeklerde karşılanmalı. Aralarda çok sevilen bu tip gıdalar bilinçli miktar ve sıklıkta tüketilebilmeli. Çocuk piknik, tiyatro gösterisi, sinema veya doğum günü gibi özel günlerinde serbest bırakılmalı. Abur cuburun içeriğinin fazla şekerli ve yağlı, tuzlu ve katkı maddeli olduğu, zararları çocuğa öğretilmeli. Ailenin kendisi de bu tip gıdaları yememeye özen göstermeli.

 

 

 

ÇOCUĞUM HİPERAKTİF Mİ?

Son yıllarda hiperaktif çocuk tanısının daha çok gündeme gelmesiyle, çocuğu biraz hareketli olan anne babalar hemen çocuk doktorlarına bu soruyla geliyorlar;  Acaba çocuğum hiperaktif mi? Elbette, yeni yürümeyi öğrenmiş bebekler, okul öncesi çağdaki çocuklar gerçekten de çok hareketli olabiliyorlar. Durmadan, yorulmadan bir şeylerin peşinde koşuyorlar, bazen onları seyretmek bile bizi yoruyor! Ancak, bu hareketlilik ve merak genelde yaşlarına göre normal ve sağlıklı bir sürece işaret ediyor. Bu çocukların küçük bir bölümü ise, gerçekten Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanısı alacak çocuklardır. Bunun belirtileri genellikle 3-4 yaşlarda, akran iletişiminin başlamasıyla birlikte fark edilir. Erkek çocuklarda daha sık görülür. Okula başlamayla birlikte, okul başarısına da engel olarak dikkat çeker.

 


Hiperaktif Çocuk,
Düşünmeden hareket eder, başına açabileceği tehlikeden korkmaz.
Hızla bir aktiviteden öbürüne geçer, başladığı işi bitiremez.
Yaptığı işi organize etmede zorlanır.
Daima yol gösterilmesine gerek duyar.
Oyunda sırasını bekleyemez, kurallara bağlı kalamaz, hemen hırçınlaşır.
Dikkati kolay dağılır.
Bir şey anlatılırken dinlemiyor gibi gözükür.
Ödevine konsantre olamaz.
Ayrıntıları gözden kaçırdığı için basit hatalar yapar.
Etrafta koşar, eşyaların üstüne tırmanır.
Hareketsiz durmada, oturmada zorlanır, sürekli hareket halindedir.
Uykuda bile çok hareketlidir.
Akranlarına göre daha sakardır, daha unutkandır, eşyalarını kaybeder.

 

Eğer, çocuğunuzda bu belirtilerin çoğunu gözlemliyorsanız, çocuğunuz gerçekten de hiperaktif olabilir. Önce çocuk doktorunuza danışmalı, ardından da onun yönlendireceği şekilde psikolojik yardım almalısınız.

 

Her çocukta bu belirtilerin bir kısmı zaman zaman görülebilir, bu onun hiperaktif olduğunu göstermez. Ancak, ısrarla devam ediyorsa değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca; ailede yaşanan problemler, psikolojik stresler, hafif işitme kayıpları, görme bozuklukları, tiroid bezinin aşırı çalışması, demir eksikliği gibi bazı sorunlar da benzer tablolara yol açabilir.

 

 

 

Süt İçmek İstemiyor
Sütü bazıları soğuk, bazıları sıcak ya da ılık sever. Çocuğunuzun nasıl sevdiğini deneyerek bulun. Bardağına renkli kamışlar koyun onlarla içmeyi sevebilir. Sütlaç, muhallebi gibi tatlılar yapın. İçine meyve ezip koyabilirsiniz. Peynir ve yoğurt da süt yerine geçer. Yemeklerin üzerine yoğurt ya da peynir ekleyebilirsiniz.

 

Sebze Yemek İstemiyor
Meyveler de sebze yerine geçer, istediği meyveleri ya da meyve sularını verin. Salatalık, havuç gibi sebzeleri çiğ olarak çubuk biçiminde hazırlayın, hoşuna gidebilir. Evde siz de sebze yemekleri yiyin zamanla görerek alışır. Sevdiği yemeklere (çorbalara, köfteye, soslara) rendelenmiş olarak sebze ekleyin farketmeden yer.

 

Hep Şekerli Şeyler Yemek İstiyor
Evde fazla şekerli besin bulundurmayın, kolayca bulup yiyemesin. Meyve bulundurun, canı tatlı isteyince meyve yesin. Çikolata ve şekeri ödül olarak kullanmayın. Kurabiye ve kekleri meyveli yapın daha az şeker kullanmış olursunuz.

 

Et Yemek İstemiyor
Köfte sert geliyor olabilir, dolmalara kıyma eklemeyi deneyin. Kırmızı et sevmiyorsa tavuk ya da balık da olabilir. Makarna seviyorsa üstüne kıymalı sos yapın.
Kıymalı börek ya da poğaça sevebilir. Mercimek, nohut, kuru fasulyede de et gibi protein ve mineraller vardır. Seviyorsa bunlardan yemek yapın. Yumurta sarısının da besin değeri aynıdır, doğrudan ya da terbiye ve kek içinde yumurta verilebilir. Fındık, ceviz gibi kuru yemişlerde de etlerdekine benzer maddeler vardır. İki yaşından büyükse kuruyemiş olarak verin, küçükse fındıklı, cevizli kek yapın. Sütlü tatlılara dövülmüş ceviz koyun.

 

 


Çocuklarda diş fırçalama ne zaman başlamalıdır?
Bebek 6-8 aylıkken, (yani ilk dişler ağızda göründüğünde) temizleme işlemi başlamalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri (en azından çiğneme yüzeylerini) temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur.

Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra (ortalama 2,5 - 3 yaşında ) başlanması uygundur.

Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir. Bu nedenle fırçalamadan sonra Anne-Babanın kontrolü iyi olur.

 

Diş Fırçalama Alışkanlığının Kazandırılması, Diş Fırçalama Eğitimi
Anne ve babalardan sıklıkla duyulan yakınmalardan birisi de; çocuklarının dişlerini yeterince fırçalamadığıdır. Çocukların ileriki yaşlarda bu alışkanlığı sürdürmesinin en kolay ve etkili yöntemi erken yaşlarda dişlerin fırçalanmaya başlanmasıdır. Çocuk diş hekimleri olarak; anne-babalara bu konuda önereceğimiz yöntem; bebeğinizin ilk dişleri çıkmaya başlar başlamaz dişlerin temizlenmesi olacaktır. İlk süt dişi sürdükten sonra bebeğinizin dişini temiz bir bezle veya bebekler için özel üretilmiş olan yumuşak kıllı bebek diş fırçaları ile temizlemeye başlayabilirsiniz. İlk fırçalama girişimleri oldukça zor, hatta başarısız olabilir fakat zamanla bu bebeğinizin de hoşuna giden bir alışkanlık halini alacaktır. Özellikle süt dişlerinin yeni sürmeye başladığı zamanlarda fırçalamanın düzenli olarak yapılması dişetlerine masaj etkisi yaparak bebeğinizin rahatlamasına ve diş sürme ağrılarının azalmasına sebep olacaktır. Tabii ki ilk dişlerin ağızda görülmesi ile bir çocuk diş hekimine gidilmesi ve çocuğunuzun ağzında süren ilk dişlerinin bir uzman tarafından incelenmesi de bebeğinizin ağız ve diş sağlığı sorunlarının oluşmaması için doğru bir yaklaşım olacaktır.

 

Çocuğuma Diş Fırçalama Alışkanlığını Nasıl Kazandırabilirim?
Ailelerin bir diğer sıkça sordukları soru ise diş fırçalama esnasında diş macunu kullanımı ile ilgili kaygılardır. Genellikle bebekler ve çocuklar diş macununun tadını çok severler ve fırçalama esnasında diş macununu yutarlar. Bu sebepten dolayı 2,5-3 yaşından daha küçük çocuklarda diş fırçalanmasında diş macunu kullanılmaması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Fakat bu konuda tüm çocuklar adına bir genelleme yapmak doğru olmayacaktır. Bu sebepten dolayı bebeğinizin dişlerini fırçalarken macun kullanıp kullanılmayacağını pedodontistinize danışarak karar vermeniz yapılacak en doğru işlemdir.
Çocuklar için nasıl bir diş fırçası seçilmeli?
Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçaları kullanılmalıdır. Sert fırçalar dişleri aşındıracağı için kullanımı uygun değildir. Eskimiş bir süpürgeyle süpürme işlemi nasıl yapılamazsa, eski bir fırçayla da dişler fırçalanamaz. Fırça kılları aşınır aşınmaz (Ortalama 6 ay) mutlaka değiştirilmelidir.

 

Çocuğuma dişlerini günde kaç kez fırçalatmalıyım?
Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce, sadece üçer dakikalık etkili bir fırçalama işlemi yeterlidir. Her iyi alışkanlık gibi diş fırçalama alışkanlığı da çocukluk döneminde kazanılacaktır.

 

 


Karın Ağrısı


Çocuklarda sık görülen rahatsızlıklardan biride karın ağrısıdır.Üç yaşın altında ender görülsede karın ağrısının sebebi apandisit olabilir.Karın ağrısı saatlerce sürüyorsa ciddiye alınmalıdır.
Bebeklerde ve emekleme çağındaki çocuklarda 15-20 dakikada bir gelip geçen şiddetli karın ağrısının sebebi bağırsak tıkanması olabilir.Çocuğunuzun karnı ağrıdığında çığlık atıyor ve rengi soluyorsa, koyu kırmızı ya da katran renginde dışkılıyorsa.Yüksek ateşi varsa.Sık sık karnı ağrıyorsa doktorunuzu arayın.Ateşini ölçün.Yüksekse, karın ağrısı şiddetliyse ve ağrı göbeğinin çevresindeyse apandisit olabilir.Apandisit olduğunu düşünüyorsanız yiyecek ya da içecek vermeyin.Doktora başvurun.Düşünmüyorsanız termofara ılık su koyup, havluyla sarıp karnının üstüne koyun.


Kabızlık

Çocuğunuz kabız olduğunda kakasını daha sert ve seyrek yapar.Kısa bir süre için çocuğunuz kabız olursa kaygılanmayın.Bunun bir zararı yoktur.Müshil vermeyin, biberonuna şeker katmayın.Özellikle sıcak havalarda çocuğa bol bol su verin.Çocuğun lifti besinler tüketmesini sağlayın.Çocuğunuz kakasını yaparken ağlıyor yada acı çekiyorsa.Bezinde ya da iç çamaşırında kan lekesi varsa.Üç günden uzun bir süre kabızlık çekiyorsa doktorunuzu arayın.


İshalli Çocuğun Beslenmesi


Çocuğunuz Altı Aydan Küçük ve Henüz Ek Gıda Almıyorsa Emzirmeyi  sıklaştırın.
Her kak yapışta çaydanlığın altındaki kaynamış ve soğumuş sudan olabildiği kadar çok içirin.


Çocuğunuz Ek Gıda Alıyorsa

Çocuğunuzu yemeye teşvik edin ve ona, günde en az 6 kez yiyecek sunun.
Kısa aralıklarla enerji ve proteinden zengin, yumuşak, taze hazırlanmış, püre şeklindeki yiyeceklerden ; beyaz peynir, haşlanmış yumurta, patates, yoğurt, yoğurt ile yapılmış az yağlı pirinç çorbası, tarhana çorbası, pirinç lapası, haşlanmış et, ızgara köfte, az yağlı pirinç pilavı, makarna gibi verin.Potasyumdan zengin  besin olarak muz püresi veya taze sıkılmış meyve suları içirin.Şekerli ve yağlı yiyecekler ishali artırır.
Çocuklara böyle gıdalar (çikolata, bisküvi, gofret, kuruyemiş, pastalar, meşrubatlar, yağ, bal, reçel, pekmez)vermeyin.Hazır meyve suları ve kolalı içeceklerin ishalli çocuğa hiçbir yararı yoktur.


Çocuğunuzu İshalden Korumak İçin

Ona ilk altı ay sadece anne sütü verin.Dokuz aylık olunca kızamık aşsısını yaptırın.
Çocuğunuza yiyecek hazırlamadan ve beslemeden önce çocuğunuzun altını değiştirdikten sonra, kendiniz tuvaletten çıktıktan sonra mutlaka ellerinizi yıkayın.Ellerinizi yıkarken sabunu elinizde dört defa çevirmeniz yeterli olacaktır.İshal olma riskini azaltmak içim çocuğunuzu beslerken biberon kullanmayın.Bebeğinizin yiyeceklerini kolay temizlenen cam veya porselen kaplarda hazırlayın ve kaşık ile yedirin.Temizliğinden emin olmadığınız yiyecek ve içecekleri asla kullanmayın.Çiğ sebze ve meyveleri temiz su ile yıkamadan yedirmeyin.
Yiyecekleri ağzı kapalı olarak buzdolabında saklayın.
Pişirilmiş yiyeceklerinizi oda sıcaklığında iki saatten fazla bırakmayın ve bunları çocuğunuza yedirmeyin.Temizliğinden emin suları kaynatıp soğutarak çocuğunuza içirin.
İçme ve kullanma sularınızı temiz kaynaktan temin edip, temiz kaplarda ağzı kapalı olarak saklayın.

 

İshalli Çocuğun Anne ve Babasına Öneriler

İshal su kaybı nedeniyle öldürücü olabilen bir hastalıktı.İshalli olan çocuğunuzda su kaybını önlemek için su ve sulu gıdaları (kaynatılmış çorbalar)her zamankinden daha fazla verin.
Her kakadan sonra, iki yaşından küçük çocuklara bir çay bardağı, iki yaşından büyüklere ise bir su bardağı, yukarıda sayılan içeceklerden mutlaka içirin.
İshalli olan çocuğu aç bırakmayın, beslenmesine devam edin.İshalli çocuğu sık sık ve az az besleyin.Emiyorsa anne sütünü kesmeyin.Daha sık emzirin.Çocuğunuza, ishali geçtikten sonra, iki hafta süre ile ek bir öğün verin.Çocuğunuzu, ağız ve dilin kuruması, bangıldak ve gözlerin çökmesi, göz yaşının olmaması, karın derisinin çekilip bırakıldığında yavaş geri dönmesi gibi su kaybı belirtileri yönünden yakından izleyin.
İshalli çocuğunuza, doktor önerisi dışında antibiyotik vermeyin.
İshal kesici ilaçların çocukluk çağı ishal tedavisinde asla yeri yoktur.

 

Aşağıdaki durumlarda çocuğunuzu hemen bir sağlık kuruluşuna götürün;

Belirgin susaması veya su kaybı belirtileri varsa, çocuğunuzun ishali üç gün içinde düzelmiyorsa, çok sık veya fazla miktarda kaka yapıyorsa, tekrarlayan kusmaları oluyorsa, yeme içmesi bozulduysa, kakasında kan varsa, ateşi yüksek ise.

 

 


DIŞ KULAK İLTİHABI


Dış kulak yolunu döşeyen deride ortaya çıkar.Çocuğuzunuz klorlanmış suda çok yüzerse, kulağına yabancı bir cisim sokarsa iltihab olabilir.Kulaktan akıntı gelebilir, kaşıntı olabilir.Banyo sırasında kulağına su kaçmamasına özen gösterin.Doktorunuz iltihabı geçirmek için antibiyotik ya da iltihab önleyici kulak damlası verebilir.

 

ORTA KULAK İLTİHABI

Kulak zarının arkasındaki kulak boşluğunun iltihab kapmasıdır.Kulakta çocuğun uyumasını bile engelleyen aşırı ağrı, kulağını ovup ağlaması, ateş yükselmesi, işitme  güçlüğü gibi belirtileri vardır.Kulağına termeforu ılık suyla doldurarak dayayın ve ya ılık bir havlu kullanın.Akıntı gelirse, akıntılı kulağın üzerine yatırınki akıntı kolay boşalsın.Soğuk havalarda çocuğunuzun kulaklarını sıcak tutarsanız, mentollü damla ya da pomatlar kullanırsanız burun tıkanıklığı giderilir ve kulağa geçmez.

 

ENFEKSİYONLAR

Pamukçuk:Ağızda ve bağırsaklarda yaşayan bazı mantarların oluşturduğu enfeksiyondur.Ender olarak bağırsaklardan yayılıp anüs çevresinde  pamukçuk geliştirirle.İlaçla iyileşir.Ağızdaki acıdan dolayı bebek yemeye isteksizdir.Dilde ve damakta silmekle kolayca çıkmayan sarı, krem renkli kabarık lekeler vardır.Bu durumda temiz bir mendille çocuğunuzun ağzındaki lekeli bölümleri silmeye çalışın, zorlamayın.Emziriyorsanız meme uçlarınızın mikrop kapmamsı için sürekli temizleyin.Mutlaka doktora gidin.

Boğaz ağrsı:Boğazda kızarıklıkla birlikte görülen enfeksiyondur.Kızamık ya da kızamıkçık belirtisi olabilir.Yutkunmada güçlük, boğazda kızarıklık, hafif ateş, bezelerde şişme gibi belirtileri vardır.Çocuğunuza bol bol soğuk içecekler vermeli.Eğer bademcikler şişmişse bademcik iltihabı olabilir.Bu durumda ateş yükselir.Yine bol bol sıvı vermeniz iyi gelecektir.

Öksürük:Boğaz ya da soluk borsundaki tahrişlere karşı gelişen bir tepki olabileceği gibi bir akciğer enfeksiyonunun belirtisi olabilir.Öksürük sırasında balgam gelirse çocuğun akciğerlerinde enfeksiyon bulunduğu anlaşılır.

 

Bebeğiniz 6 aylıktan küçükse ve öksürüyorsa çocuğunuzu uyutmayacak kadar şiddetliyse 3 gün geçtiği halde geçmemişse çocuk sık sık öksürüğe yakalanıyorsa doktorunuzu arayın.

Bronşit:Akciğerlere giden hava yollarının iltihabıdır.Bronşitli çocuklar geceleri öksürük nedeniyle uyuyamazlar.Kaba öksürük, hafif hırıltı solunum, hafif ateş, burun akıntısı gibi belirtileri vardır.Çocuğunuzun öksürük nöbetleri sırasında balgam çıkarmasına yardımcı olmalısınız.Bol sıvı vermelisiniz.Yatarken başını biraz yükseltmelisiniz.

Zatürre:Akciğerlerin iltihablanmasıdır.Bu hastalıkta solunum güçlüğüne yol açar.En çok bir yaşın altındaki bebeklerde görülür.Çoğu zaman bir hafta içinde bütünüyle geçer.Kuru öksürük, hızlı soluma, hırıltılı solunum gibi belirtileri vardır.Solunumu kolaylaştırmak için çocuğun yatağıan fazladan yastık koyarak başını yükseltmeli ve bol sıvı içirmelisiniz.

Astım:Akciğerlere giden hava yollarının daralmasıdır.Solunumu zorlaştıran bir hastalıktır.Özelikle geceleri ve yoğun harekette belirir.Hırıltılı soluma vardır.Solumanın zorlaştığı zamanlarda gelen ciddi solunum güçlüğü nöbetleri olur.Çocuk sararı, terler ve dudaklar morarabilir.Nöbet geldiğinde çocuğunuzu sakinleştirmeye çalışmalı, doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmalı, kucağınıza oturtup hafifçe öne eğilmesini sağlamalısınız.Nöbetlerin ne zaman geldiğini kaydederek sebebini araştırın.Toz, hayvan kılı, kuş tüyü yastıklar, sigara dumanı sebepler arasında olabilir.Çocuğunuzun dili ve dudakları morarırsa.
Soluk almakta çok zorlanırsa hemen doktorunuzu arayın..

 

 

Büyüme Ağrısı Nedir?


Büyüme ağrısı, 3-12 yaş arası çocuklarda genellikle bacaklarda ( dizin arkası, uyluk ve baldırlarda ) , akşam ve geceleri ortaya çıkan ve uykudan uyandıran, birkaç dakikadan birkaç saate dek sürebilen, nedeni bilinmeyen ağrılardır. Eklem veya kemikte değil, kasta ağrı söz konusudur. Genelde, artmış fiziksel aktivite sonrası görülür. Bazen günlerce ağrı olmazken, b azen de tekrar başlayabilir.


Ne Zaman Hemen Doktora Gitmeli?
Eğer,
* Ağrıyla birlikte ateş te varsa
* Yürürken topallıyorsa
* Eklemlerde şişlik, kızarıklık varsa
* Günlük normal aktivitelere engel olan bir ağrı varsa.


Büyüme Ağrsısı Tanısı İçin Neler Gerekir?
Genelde, doktor öyküden büyüme ağrısından şüphelenir. Fizik muayenede bulgular normaldir. Şüpheli bir durum varsa, kan testleri, filmler gerekebilir.

 

Büyüme Ağrsısı Tedavisinde Ne Yapılır?

Çocuğa ve aileye olayın masum olduğu açıklanıp bilgi verilir.
Ağrı sırasında masajdan yarar görecektir.
Gerekirse ağrı kesiciler kullanılabilir.
Kas germe egzersizlerinin yararı olabilir.


Dr Nilüfer TOPRAKÇI
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

 

 

 

 


Günümüzün Sorunu Obezite
Yakın zamanlara kadar, çocuklarda beslenmeyle ilgili en sık görülen problem iştahsızlıktı. Halen sık görülmesine rağmen, öteki uçta yer alan, yani aşırı kilolu ( obez ) çocuklar problemi de giderek artış göstermekte.


Peki biz anne babalar olarak çocuklarımızı obeziteden korumak için neler yapabiliriz?


Öncelikle, obezitenin genellikle ailesel olduğunu bilmeliyiz. Bunda da hem genetik faktörler, hem de ailenin benimsediği sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı rol oynamaktadır.


Çocuklarımıza sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla örnek olmalı, aşırı yemekten ve hareketsizlikten kaçınmalıyız. Çocuklarımız bizi gözlemleyerek öğrenirler, söylediklerimizden çok yaptıklarımızdan etkilenirler. Kendiniz kola içip patates kızartması yerken çocuğa bunları yasaklamanız pek ciddiye alınmayacaktır. Onun yemesini istediğiniz şeyleri siz de yemelisiniz.


Sevgili anne babalar, çocuğunuza erişkin porsiyonları sunmayın.


Tabağındakini bitirmesi için zorlamayın.


Acele yemesini istemeyin, yavaş yavaş yerse doyduğunu hissedip yemeyi zamanında bırakacaktır.


Yiyecekleri ödül veya ceza olarak kullanmayın.


Susuzluğunu su ile gidermesini sağlayın, kola veya meyve suyu ile değil !


Yemek saatinde TV izlemeyin, ailece sofrada toplanıp hoş bir sohbet eşliğinde yemek yiyin.


Çocuğun günlük aktivitesini arttırmaya çalışın, TV veya bilgisayar başında geçirdiği süreyi kısıtlayın. Birlikte yürüyüşlere çıkın, parkta, bahçede koşup oynayın.
İleride obeziteyle karşılaşmamak için ilk adımı bebeğinizi anne sütüyle besleyerek atın. Doktor önerene dek ona ek gıda veya mama vermeyin.

Kusma ve İshalli Çocuğa Yaklaşım
Kusma ve ishal her yaşta çocukta sık görülen yakınmalardır. Aynı anda başlayabilir veya kusmanın ardından ishal gelebilir. Kusma ve ishalin pek çok nedeni olabilir, ancak en sık kusma nedeni sindirim sistemine alınan bir virüs veya yenilen gıdalardır. İshal de en sık yenilen gıdalardan, enfeksiyondan veya antibiyotik alımından ortaya çıkar.


Kusma anne babaları en çok endişelendiren belirtilerden biridir. Bu endişe ve panikle de bazen yanlışlar yapabilirler. Örneğin çocuğun susuz kalacağından korkup hızla birşeyler içirmeye çalışmak doğru değildir. Evet, sıvı alması gerekmektedir, ama bunun yavaş yavaş, yudum yudum olması emilebilmesine olanak sağlayacaktır. Yemek için teklifte bulunmamak en iyisidir. Altta ciddi bir neden yoksa, çoğu kusma yaklaşık 12 saatte geçecek, çocuk rahatlayacaktır. Yudum yudum vereceğiniz sıvı, su veya doktorunuzun önereceği tuz-şeker karışımı olabilir. Kusma azalınca sıvı verme hızını arttırabilirsiniz. Ancak, çocuğun susuz kaldığından endişe ediyorsanız, kaybını yerine koyamadığınızı düşünüyorsanız, hemen doktorunuza ulaşmalısınız.


Sindirim sistemine aldığımız virüsler, önce kusma ardından ishale yol açarlar. İshalde de çocuğun sıvı kaybını karşılamak çok önemlidir. Eğer, ishalle kaybettiği sıvıyı verdiğiniz içeceklerle telafi edebiliyorsanız, ne kadar sık gaita yapsa da sorun olmayacaktır. Eğer, yemek istiyorsa, barsak hareketlerini hızlandırmayacak muz, şeftali, elma, patates, ekmek, pirinç, yoğurt ( özellikle probiyotik yoğurt ) gibi gıdalar verebilirsiniz. Eğer hasta anne sütü alan bir bebekse, emmeyi sürdürmekte fayda vardır, böylece ishali daha kolay atlatacaktır.
Kusma ve ishal durdurucu ilaçları, doktorunuz genellikle önermeyecektir. Çünkü; kusma ve ishal vücudun kendini rahatsız eden maddeyi uzaklaştırması için faydalı mekanizmalar olarak kabul edilmektedir